Üçüncü dünya ülkesi ne demektir?

ucuncu dunya ulkesi“Üçüncü dünya ülkesi” tanımı ilk kez; 1952 yılında Fransız antropolog Alfred Sauvy tarafından gündeme getirilmiş bir tanımdır. Ancak bu tanımın, ilk kullanılış amacı ile günümüzdeki kullanımı arasında önemli farklar oluşmuştur. Alfred Sauvy’nin böyle bir tanımı kullanma amacı, Fransız Devrimi gerçekleşmeden önce Fransa’da geçerli olan sınıf farklılıkları ile dünya ülkeleri arasında bir bağ kurmaktı. Yani; Fransa’da o dönem toplumun en alt kesimi kabul edilen “köylüler” sınıfı ile sanayileşmemiş ülkeler arasında bir bağ kurulması amaçlanmıştır.

Günümüzde “üçüncü dünya ülkesi”, tanımı birbirinden farklı üç anlamda kullanılabilmektedir. Bu anlamlar şu şekildedir:

  • Gelişmiş sanayilere sahip ülkeler ve büyük sosyalist ülkeler, aslında kısaca Rusya ve Amerika, dışında kalan, nispeten daha az sanayileşmiş ülkeleri tanımlamak amacı ile “Üçüncü dünya ülkesi” tanımı kullanılır olmuştur. Bu ülkelerin genel özellikleri; sanayileşme oranlarının düşük olması, kişi başı milli gelir rakamının çok alt seviyelerde gerçekleşmesi, iktisadi açıdan istikrarın zor sağlanıyor olması, ekonomilerinin kırılgan olması gibi genel olarak “güçlü ülke” imajından uzak ülkeler olmalarıdır.
  • İkinci anlamda birinci anlamın kapsadığı ülkeler yine büyük oranda kastedilmekle beraber, burada sınıflandırmaya baz kabul edilen kriter ekonomilerden ziyade politik görüşlerde yatmaktadır. Amerika ve Rusya’nın oluşturduğu politik koridora girmeyi kabul etmeyen ya da girmek istese de bu koridorun içinde olmasına izin verilmeyen diğer ülkeler kastedilmektedir. Bu ülkelerin politik eğilimleri, yaşam tarzı, hayata bakış açıları Amerika, Rusya ve bu ülkelerin müttefiklerinden farklıdır.
  • Bir başka anlamı ile üçüncü dünya ülkesi tanımı; siyasal rejimler bazında kullanılmaktadır. Demokrasiyi siyasi sistem olarak esas kabul etmiş, gelişmiş kapitalist ülkelerin dışında kalan; daha ziyade Marksist bir düzen içinde olan ülkeler bu tanımın hedef kitlesini teşkil etmektedirler. Bu ülkelerin genel özellikleri, tek parti yönetimi, dikta rejimi gibi demokrasiye aykırı uygulamaların dönem dönem gündeme gelebiliyor olmasıdır.

Amaç, hedef ne olursa olsun aslında “Üçüncü dünya ülkesi tanımı” genel olarak bir ülkeyi küçük ve güçsüz göstermek için kullanılan bir tabirdir. Zira, bu tanıma uygun ülkelerin aşağıdaki özelliklere sahip olduğu peşinen kabul edilmektedir:

  • Üçüncü dünya ülkeleri, siyasi istikrarın sağlanamadığı ülkelerdir.
  • Üçüncü dünya ülkeleri, gelişmiş olmayan, gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerdir.
  • Üçüncü dünya ülkelerinde nüfus artışı çok hızlıdır.
  • Üçüncü dünya ülkelerinde eğitime verilen önem düşüktür. Okuma yazma sahipliği oranı düşük, okullaşma ise yetersiz seviyelerdedir.

Üçüncü dünya ülkeleri tanımı her ne kadar geçerliğini koruyor olsa da bu tanıma tekabül eden ülke sayısı azalmaktadır.

Yorumlar (1 adet)

  • 22 Mart 2014 at 10:58
    Permalink

    Üçüncü dünya ülkeleri deyimi günümüzde önemini kaybetmiştir. Bunun nedeni Sovyet Bloku’nun çökmesidir. Gerçekten bu deyim ABD önderliğinde NATO ile SSCB önderliğinde Varşova Paktı ülkeleri dışında kalan “bağlantısızlar” için kullanılmaktaydı. Bu ülkelerin başını da Hindistan çekmekteydi. Ancak günümüzde komünizm yani “ikinci dünya” çöktüğü için, “üçüncü dünya” tanımlaması da anlamını yitirmiştir. Buna karşılık “üçüncü ülkeler” deyimi kullanılır olmuştur. Ama yine de bu kavram yerine zaman zaman “üçüncü dünya ülkeleri” deyimi YANLIŞ OLARAK kullanılmaktadır.

    Reply

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: