Marcus Tullius Ciçero kimdir?

Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar Marcus Tullius Cicero 3 Ocak MÖ 106 yılında Arpinum’da dünyaya geldi. Çocukluğundan itibaren harika bir öğrenci olan Ciçero eğitime olan tutkusu ve sevgisi ile ünlenmiştir.
Cicero
Hukuk öğrenimi görmüş ve daha sonraları ise edebiyat ve felsefeyle yakından ilgilenmeye başladı. Yunan şairi Arkios’tan şiir ve edebiyat bilgisi alan Ciçero dönemin en ünlü hukukçularının ve hatiplerinin yanında yetişti. Avukatlığının yanı sıra felsefeyle de ilgilendi. 25 yaşındayken çetin bir davada kazandığı başarıyla bütün dikkatleri üzerine çekince bir süre Roma’dan uzaklaşmayı yararlı bularak Atina’ya gitti, daha sonra ise Rodos’a geçti. Bu kentlerde yine değerli eğitimcilerin gözetiminde bilhassa edebiyat, felsefe bilgilerini ve güzel konuşma yeteneğini geliştirme imkanı buldu. Roma’ya dönüşünde politikaya atıldı, soylulara karşı çıktı.
Roma’nın soylu ailelerinden birinin oğlu olan Marcus Tullius Cicero, avukat olarak Roma’da büyük bir ün yaptı ve gerek yeteneği, gerek atılganlığı sayesinde zamanın malî yolsuzluklarını ortaya çıkardı. Savaşı hiç sevmemesine rağmen yine de orduya katılan Ciçero Mahkemelere başkanlık yaptı. Daha sonraları ise konsül oldu. Ailesinden konsül olan ilk kişiydi. MÖ 58 yılında Publius Clodius Pulcher’in koyduğu yasa ve aralarında gelişen sürekli muhalefet nedeniyle bir yıllığına İtalya’yı terk etti. MÖ 50’li yıllarda, Cicero popülist Milo’yu Clodius’a karşı destekledi.

Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi’ye bağlı Philon’dan alan Cicero’nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından oluşur. Bilgi kuramı açısından, kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların yolunu izlemeyi tercih eden buna karşın ahlak alanında, dogmatik bir tavır sergileyip, Stoacılara ve Sokrates’e yönelen Cicero, Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine katkı sağlamış ve dinsel görüşleri açısından da daima agnostik kalmıştır.

MÖ 45 yılının Şubatında kızı Tullia öldü. Ciçero hayatı boyunca bu şoktan kurtulamadı. Catilinaria adıyla bilinen ateşli söylevleriyle, kendisini devirmek isteyen suikastçı Catilina’nm ölüme mahkûm edilmesini sağlayan Ciçero o tarihten sonra, askerî bir darbeyle iktidara geçen Sezar’ın sert tutumu karşısında uzun bir suskunluk dönemine girdi. Fakat 44 yılında diktatörün öldürülmesinden sonra eski canlılığına ve cumhuriyet tutkusuna yeniden kavuşan ünlü felsefeci Cicero, fesatçıların komplolarını açıklamak için Philippicae adlı sert söylevini yazdı. Bunun üzerine, Roma’nın yeni hâkimleri Cicero’yu öldürttüler; elleri ve başı kesilerek Senato’nun kürsüsünden Meclis’e gösterildi. Başı Forum Romanum’daki Rostra’da halka teşhir edildi, elleri ise Senato binasının kapısına çivilendi.

Soyut ve karmaşık düşüncelere açık bir anlatım kazandırmış olan ünlü felsefeci Cicero, Latincenin edebi bir dil olmasını sağladı. 19. yüzyıla kadar gerek Latince, gerek başka dillerde kaleme alınan düz yazı ürünler ya onun üslubuna bir dönüş ya da ona bir tepki niteliğinde olmuştur. Cicero eserlerinde eski Yunan felsefesini bütünüyle özümsediği ve eski Yunanca her bir kavrama, Latince bir karşılık bulmaya çalışarak, Latin dilinde felsefe yapmayı amaçlamıştır. Faydacı ve uygulamaya yönelik bir ulusun düşünürü olan Cicero felsefi sorunlara, kurulu felsefe sistemlerinden seçtiği değişik görüşleri kendi öğretisinde birleştirerek yaklaşmıştır.

Hatipliğinin yanı sıra parlak bir düşünür olarak tanınan Cicero’nun bazıları kaybolmuşsa da günümüze kadar birçok yazılı eseri kalmıştır. Hiç şüpehesiz Cicero’yu bu kadar büyük ve ünlü kılan özelliği onun inanılmaz hatipliği idi. Toplam 88 konuşması kayda geçirilmiş, bunlardan sadece 58’i bugüne ulaşabilmiştir.
Cicero, konuşma sanatı üstüne yedi tane kitap yazdı; De Oratore (Hatip Üstüne) adlı eseri oldukça önemlidir. Felsefe ve siyasete ilişkin görüşlerini De Amicitia (Arkadaşlık Üstüne), De Senectute (Yaşlılık Üstüne) , De Republica (Cumhuriyet Üstüne, gibi kitaplarında sergiledi. Yazışmaları da içerik ve üslup olarak son derece değerlidir. Şiirler, tarih, coğrafya gibi çeşitli konulardaki kitapları pek önem taşımaz. Cicero’nun eserleri uzun yıllar Latin yazarlarını etkilediği gibi, klasikleşerek günümüze kadar da ulaştı.

Bir Cevap Yazın