Kafein bağımlılık yapar mı?

kahve

Kafein doğal olarak birçok bitkinin yapraklarında, çekirdek ve meyvelerinde olan trimetilksantin denen kimyevi maddedir. Besinlerde doğal olarak bulunan kafein, aynı zamanda sentetik olarak ta elde edilmektedir. Özellikle alkolsüz içeceklerde ve bazı gıdalarda katkı maddesi olarak kullanılır. Bazı ilaçlarda da kafein bulunmaktadır.

Kafeinin sağlık üzerine etkisi

Bu konuda ortaya atılan tezler çok eski zamanlara dayanmaktadır. Özellikle 1970 li yıllarda kahve tüketiminin kalp hastalıkları, erkeklerde üreme sorunu ve pankreas kanseri arasında bir ilişki olduğu söylenince, içinde kafein olan gıdalara karşı yoğun tepki gelmiştir. Fakat iddialar kesin olarak ispatlanmadığından, bunlar hala tartışmalıdır. Daha sonra gebe kadınların kafeinli gıdalardan uzak durması konusunda yeni bir iddia ortaya atılmıştır. Bazı araştırmacılar kafeinin kan basıncını yükselttiği ve kalp hastalığı riski oluşturduğunu söylerler. 4-5 fincan kahvede bulunan kafein, yaklaşık olarak kan basıncını beş birim kadar yükseltebilir, stres hormonlarının üretiminde artışa neden olabilir.

Hamilelikte kafein etkisi

Araştırmacılar hamilelik döneminde kafein alımına dikkat edilmesini önemle belirtirler. Gıda ve ilaçlarla alınan kafeinin gebelik döneminde bebeğe geçebileceği, emzirme döneminde ise, sütle birlikte bebeğe geçeceği belirtilmiştir. Hamile kadınlarda kafeinin yarılanma ömrü daha uzun olmaktadır. Hamilelerde bebeğin gelişimini geciktirebildiği, az miktarda alındığında anneye zararı olmasa da, bebeklerde kalp rahatsızlığına bağlı olan ölüm oranını arttırabileceği belirtilir. Yüksek dozlarda alındığı zaman, bebekte doğum kusurlarına neden olabileceği belirtilmiştir. Günde üç fincan ya da daha fazla içilen kahvenin, kadınların doğurganlığını azalttığı belirtilmiştir.

Kafein vücutta kalsiyum kaybına neden olur

Kafein özellikle kadınlarda ve çocuklarda kalsiyum düşüklüğüne neden olur, osteoporoz riskini yükseltir. Düzenli şekilde kahve içen kadınlarda idrarla birlikte fazla kalsiyum kaybı olmaktadır. Yaklaşık olarak iki kutu kola ya da 150 gram kahve içildiği zaman, beş mg kadar fazla miktarda kalsiyum idrarla birlikte atılmaktadır. Bu kadınlarda osteoporozise neden olmaktadır. Her fincan kahve karşılığında, iki yemek kaşığı yoğurt ya da süt alınması gerekir. Bu kafein nedeniyle atılan kalsiyumun karşılanmasını sağlayacaktır.

Kahve ne kadar kafein içerir?

Yaklaşık olarak bir kutu kola 45 mg kafein içermektedir. Bir fincan kahvede ise 26-102 mg arası kafein bulunur. Kahvede kafein alınsa bile, tamamen uzaklaştırılamaz. Yaklaşık 250 mg kafeinsiz kahvede bile 5 mg kafein bulunmaktadır.

Yapılan araştırmalarda kahvelerdeki kafein oranı;
Kavrulmuş kahvede kafein: % 1,2
Kavrulmuş kahvede klorogenik asitler: % 3,7
Kavrulmuş hazır kahvede kafein: % 2,5-5,4
Siyah çayda kafein (kuru madde): % 4
Taze çay yapraklarında kafein (kuru madde): % 2,5-5,5 olarak tespit edilmiştir.

Kafein kullananlarda bağımlılık yapar mı?

Bunun hakkında uzmanlar arasında herhangi bir görüş birliği bulunmamaktadır. Orta düzeydeki kafeinin beyinde bağımlılık etkisi yaratan bölgenin aktivitesini arttırmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Merkezi sinir sistemini uyaran kafein kişinin uyanık kalmasına neden olur. Ayrıca dolaylı olarak dopamin seviyesinin düşmesine neden olur. Araştırmacılar özellikle çocukların kafeinli içecek ve yiyeceklere daha fazla ilgi duymalarını sağlayan promosyonlarla çekilmeye çalışıldığını, aslında çocukların kafeinli içecek ve yiyecekleri bırakma konusunda daha zayıf olduklarını, kişiye çok az dozda bile kafein verildiğinde, daha fazlasını almaya meyilli olacağı ve kafeinin bağımlılık yaptığını söylerler. Bazı ilkelerde gıda ve ilaç içeriklerindeki kafein hakkında belirli kararlar alınması konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca kafeinin sağlığa etkileri ve yan etkileri konusunda çeşitli araştırmalar yapılması talep edilmektedir. Bu konu hakkında görüş birliğine varılması için, uzmanlar bu araştırmaların gerekli olduğuna inanmaktadır. Tüm bu gelişmelere rağmen bilim adamları kafein içeren içecek ve besinlerin bazı olumsuz etkileri olabileceğine ve bu besin maddelerinin daha dikkatli şekilde tüketilmesi gerektiğini söylemektedir.

Bir Cevap Yazın